GAZETECİ
VE/VEYA SOYSUZLAR YIĞINI MI?”
Bugün 11 Temmuz 2008, günlerden Cuma. Türk Gazetecilik tarihi için
önemli bir gün. Zira bugün, medyanın büyük bir
çoğunluğunu oluşturarak, gazetecilik
anlayışlarını; iftira atmaya, yalan söylemeye,
hakaret etmeye odaklı olarak oluşturan ahlak,
vicdan, insaf ve kişilik yoksunu bazı kişiler
için gazetecilik anlayışlarında geldikleri son
noktanın tarihe kayıt düşüldüğü gün.
Bugüne kadar sadece mensubu bulunduğumuz Ülkücü
Hareket’e değil, her şeye ve herkese,
kendilerince lüzumlu görüldüğü her anda iftarı
atmayı, hakaret etmeyi şiar edinen bu hadsiz
zihniyet, gazetecilik anlayışlarının doruk
noktasına bugün çıkmışlardır.
Bugün 11 Temmuz 2008, günlerden Cuma. Sabah adlı gazetenin 20. sayfası.
Sayfada 2 gün önce 3 polisimizin şehit edildiği
haberi yer alıyor. Habere göre; devam etmekte
olan bir davayı “yakından bilen bir yetkili”,
ABD Konsolosluğuna gerçekleştirilen saldırının
El Kaide’den daha ziyade son günlerde kamuoyunun
yakından takip ettiği bir davayla ilgili
olabileceğini iddia ediyor. Bu iddiasını da 5
madde üzerinden açıklamaya çalışıyor.
Haberin içinde sıralanan bu maddelerin üçüncüsü, “Ülkücü ve Hırsız”
başlığı ile veriliyor. Alt açıklamada ise
“Eylemde öldürülen saldırganların kimlikleri de
El Kaide militanlarının kimlik özelliklerine
uymuyor. Saldırganlar Ülkücü ya da daha önce
hırsızlıktan sabıkalı. Bugüne kadar yakalanan El
Kaide militanlarının geçmişleri incelendiğinde
ya sabıkasız ya da İslamcı eylemlerden gözaltına
alınmış kişiler...” açıklama harfi harfine bu
şekilde...
Haberin 4. maddesinde ise bu yetkilinin; yakından bildiği davanın;
Hizbullahçıları, Ülkücüleri hatta PKK’lıları
kullanmaya müsait olduğunu söylüyor.
Neresinden bakarsanız bakın tutarsızlık ve iftiralar içeren bu haber,
Türk Gazetecilik tarihinde unutulmayacaktır.
Açıklamayı yapan ve Adalet Bakanlığı’nda yetkili
olduğu söylenen bu şahıs, hangi kirli emellere
hizmet etmektedir ve hangi kin, nefret ve sapık
düşüncelerle bu açıklamaları yapabilmiştir? Bu
yetkili kendini ne zannetmektedir?
“Ülkücü ve/veya Hırsız” cümlesini hangi vicdan ölçüleri ile ele
almıştır? İdeolojik olarak tasvip etmeye
bilirsiniz, fikren karşıt olabilirsiniz, hatta
ve hatta karşıt olduğunuz bu fikrin, mensupları
tarafından uygulamaya geçirilişinden de haz
etmeye bilirisiniz, ama yarım asırlık geçmişinde
bu ülkeye binlerce bilim adamı, binlerce devlet
adamı, binlerce işadamı kazandıran bir camiaya
nasıl bu şekilde hakaret edebilirsiniz?
En adi suçlardan biri olan hırsızlık ile bu ülkeye yıllarca hizmet
etmiş, etmekte olan büyük bir camiayı temsil
eden Ülkücü kelimelerini nasıl yan yana
getirebilirsiniz? Bütün bunlar yetmezmiş gibi,
nasıl olurda bu memleketin askerine, polisine,
masum insanlarına kurşun sıkan, devletin
bölünmez bütünlüğüne, milletin birlik ve
beraberliğine kasteden canilerle aynı cümleler
içinde ülkücü ifadesini kullanabilirsiniz?
İşinize geldiğinde ahlaki değerleri ağızlarından düşürmeyen gazeteci
müsvetteleri... Sizin için “baskı sayısı” adlı
kapitalizmin dişlisi, milyonlarca Ülkücünün,
milyonlarca Türk Milliyetçisinin haysiyetiyle
oynamaktan daha mı evladır?
Bugüne kadar, bu ülkenin gazete köşelerinde Ülkücü Hareket’e ve şerefli
mensuplarına yönelik türlü iftiralarda
bulunulmuştur. Ve tamamen kışkırtma amaçlı
kaleme alındığı bilinen bu haberlere karşı
hiçbir ülküdaşımız, gayri-hukuki bir yola
başvurmamış, kışkırtıcıların beklediği gibi
kışkırtmalara kapılmamıştır. Her seferinde Türk
adaletine ve Türk Milletinin yüce vicdanına
güvenen Ülkücü Hareket bu sütunlar aracılığı ile
gerekli gördüğü açıklamaları yapmış ve gerekli
gördüğü haberler içinde adaletin kapısını
çalmıştır. Bu tavrımız bundan sonrada böyle
olmaya devam edecektir.
Ancak, bu sütunlardan açıkça ifade ediyoruz. Sabah gazetesi, bu haberin
kaynağı olan kişiyi açıklamadığı müddetçe bizim
için haberin asli kaynağıdır ve müfteridir.
Biliniz ki “Ülkücü ve/veya Hırsız” cümlesinin mantıksal karşılığı,
“Gazeteci ve/veya Soysuz”dur. “Gazeteci misin
yoksa soysuzlar yığını mı” bunu ilerleyen günler
de göreceğiz. Çünkü siz bu ismi açıklayacaksınız
ve biz sizlerle sadece bu mesnetsiz haberi nasıl
yayımladığınıza dair bir hukuki mücadele içine
gireceğiz? Ama bu kişiyi açıklamadığınız
takdirde, kendinizi bugüne kadar görmediğiniz,
hayallerinizin dahi alamayacağı bir hukuk
mücadelesinin içerisinde göreceksiniz.
Türk Milleti cevabınızı bekliyor?
Gazeteci misiniz? Soysuzlar Yığını mı? |